27 Kasım 2009 Cuma

veda

arkadaşlar,
bugüne kadar bloga yazılabilecek veya yazılamayacak çok şey yaşadım,fakat artık blogumun işlevini kaybettiğini düşünüyorum.Okuduğunuz için teşekkürler...

2 Ekim 2009 Cuma

Uzun Bir Aradan Sonra..

Uzun süredir kayda değer birşeyler olmadığını düşünüp bloga yazmamıştım.Son 1 haftadır derslere gidip geliyorum.Matematik ve fizik çok zor değil fakat, kimya için durum farklı. Ciddi anlamda zor bir kimya dersi seçmişim ve gün geçtikçe ödevler artıyor. Çin ve Japonyadaki popüler kültür dersini ise bırakmak zorunda kaldım çünkü notlar çan eğrisine göre veriliyor ve sınıfın %90'ı uzakdoğulu, yani pek şansım yok gibi. Diğer konulara geçmeden önce 2 gündür yaşadığım problemi sizlerle paylaşayım; Geçen gün yurdun yanında kedi gibi fakat biraz daha iri birşey gördüm, yaklaşınca anladım ki kokarcaymış. O da korkup bizim odanın tam önündeki çalıların arasına gizlendi ve iki gündür burda yaşıyor. Bilmeyenleriniz için kokusu 800 metre yarıçapta hissedilebilen, 5 metre uzaklıktan mükemmele yakın bir isabetle 3-4 hafta geçmeyen bir koku püskürtebilen, şirin ama korkulu bir hayvan bu. O yüzden umuyorum ki yurt görevlileri gelene kadar bir tehlike sezip kokutmaz.
Onun dışında tenis kulübüne üye oldum, haftada 4 saat tenis oynuyoruz, 2 saat de ders var.Oda arkadaşım Chris de spor seven bir adammış, gün aşırı spor salonuna gidiyoruz. Her hafta Tango dersleri, fizik astronomi ve briç klübü toplantılarına gidiyorum. Derslerle beraber biraz zor olsa da keyifli. Akşamları ise Westwood veya Hollywood'da vakit geçiriyorum, ama sanıldığı kadar hareketli ve ünlülerin dolup taştığı bir yer değil Hollywood. Artık daha çok turistik bir amaca hizmet eden, insanların ünlülerin taklitleriyle fotoğraf çektirdiği bir yer olmuş. Her gün yaptığımız aktivite ise kahve içip sohbet etmek.
Fraternity'lere katılmayı düşünüyordum, geçen gün gördüğüm manzaradan sonra vazgeçtim. Yeni katılanları sokağa salmışlar, afedersiniz çırılçıplak koşturup birbirlerine tekme attırıyolardı. Öyle bir duruma düşesim hiç yok, yurdumda otururum daha iyi eğlenceleri onların olsun=)
İlk başta daha bir tatil havası vardı, derslerin başlamasıyla okul moduna geçtim ve Türkiye'yi, özellikle de sevdiklerimi özlemeye başladım (evet sen de dahilsin bu gruba sayın okur). Bazen ne işim var burada diye kendime soruyorum, ama fazla uzun sürmüyo bu durum. Yine de dön şöyle kal bir iki hafta Türkiye'de deseler gelirim, ama kesinlikle geri dönerim sonrasında. Farklı bir ülke burası çok, belki Türkiye'de yediklerimiz giydiklerimiz izlediklerimiz (sizlere sesleniyorum genç nesil) aynı olabilir ama işleyiş olarak herşeyin kurallara dayalı ve işlevsel olduğu bir ülke burası. Bir de insanlarda ilk anda bir samimiyet sezebilirsiniz, ama gerçek anlamda içten davranmıyolar genelde. Dedikleri doğru, tam bir fırsatlar ülkesi. Aklınıza gelebilecek her şekilde birşeyler katabilir bu ülke insana. Ama yine de birşeyler eksik kalıyor.
Yarın uluslararası öğrencilerle pikniğe gidicez, başka ülkelerden gelen insanlar biraz daha yakın geliyor bana. Daha çok benziyorlar bize düşünce yapısı olarak. On dolar 50 sent tutan hesaba para üstü bozuk olmasın diye 20 doların üstüne 50 sent daha verdiğinizde kafası karışıyor Amerikalıların =).
Bir de konserler...neler geliyor neler geçiyor, hepsine gitmek imkansız olsa da kaçırılmaması gereken çok sayıda kültür sanat etkinliği var, ama ulaşım büyük bir problem ne yazık ki. Örnek verecek olursam, arabayla 1.5-2 saat süren Los Angeles-Santa Barbara yolunu arabayla gidip dönerseniz 23-25 dolar benzin gidiyor. Ama bir kişilik gidiş dönüş tren bileti 98 dolar. Yani araba şart (buradan aile fertlerine sesleniyorum!).
Aradan geçen 10 günün sonundaki izlenimim burası güzel bir okul, güzel bir semtte ve de imkanlardan faydalandıktan sonra hem keyifli hem de insanı geliştirecek bir yapıya sahip. Burayı ev gibi görebilmek mümkün mü derseniz, uzun zaman ve çaba gerekir...
Tekrar eski şatafatlı günlerime dönüp en kötü gün aşırı yazmaya çalışacağım...

23 Eylül 2009 Çarşamba

Tekrar merhaba!

İki gündür ders programı oluşturmaya çalışıyodum, sonunda becerdim! Perşembe günü dersler başlıyo, artık ders kitaplarımı almam gerekli. Dün Yusufla beraber büyük bir adım attık,Tango ve Tenis derslerine kaydolduk. O gazla bir de arabaya atlayıp gidip raket aldık, hatta dönünce 2 saat oynadık. Onun dışında dün pek bişey de yapmadım açıkçası, ufak tefek ama yorucu bir çok iş olduğundan vaktimi genelde onları halletmekle geçiriyorum. Bugün yaşadığım ilginç bir olayı anlatayım sizlere. Spora gittiğimde dolabı açmayı beceremedim, adamın bi tanesi geldi yardım etti. Sonra içeride bir kez daha karşılaştık adamla, ben oradaki aletlerin hepsini tanımıyodum, geldi neleri yapman gerektiğini biliyor musun dedi. Hayır diyince de bana bir spor programı oluşturup verdi. Ama asıl şoku adamın bacaklarında bulunan 2 uzaylı dövmesinin ne olduğunu sorduğumda yaşadım. Adam komedyen, yazar ve yapımcıymış, onlar da yarattığı çizgi filmdeki karakterlermiş. Açtım izliyorum şimdi youtube' dan, güzel yapmış adam.
Ben sabahtan akşama işlerle uğraştığımdan dolayı gidemedim ama İlker Sony Studios a gidip ''Rules of Engagement'' dizisinin çekimlerini izlemiş, stüdyoyu gezmiş. Bir de sabah ''community service'' olayı vardı sabah, bu bir sosyal sorumluluk projesi gibiydi ve zorunluydu. Uyuyakaldım. Zaten gitmezdim de, ilkokul duvarı boyatmışlar, ne gerek var? Bu akşam O'Hara's diye bir barda ( bu muhitin meşhur barı) eğlence vardı, millet gitti, ben de yurda döndüm. Valla bilmiyorum nolcak ama bi süre daha akşamları böyle yurttayım. Son olarak da fotoğrafları ekliycem ama ilkeri görmüyorum 2 gündür, ama eninde sonunda gelecekler!

20 Eylül 2009 Pazar

Uyku

Öncelikle hepinizin bayramını kutluyorum,burdakiler bayram seyran bilmiyo bari siz bilin değerini=) Bugün boş geçen bir gün daha olarak yerini aldı takvimde. Önceki gece sabahladığımdan ve sabah okulun misafirhanesine orada unuttuğum şarj aletini almaya gittiğimden (sadece onu unuttum sanıyordum ama 3 önemli evrak bir uykusuz bir penguen ve Mp3 çaların kablosu da oradaymış) öğlen 13'ten 6 ya kadar uyudum. Uyandığımda karşımda uzakdoğulu bi çocuk vardı. Chris (oda arkadaşım) odaya yerleşmiş, bir sürü eşyayı taşımış ama uyanmamışım. Çince konuşuyo musun diye sordum, yok dedi, şaşırdım tabi çinli adam nasıl konuşmaz diye, korece konuşuyomuş. Bunu duyunca daha da şaşırdım, meğersem adam koreliymiş, sen beni çinli mi sandın dedi. Ben de adamı I love China tişörtüyle görünce öyle sanmıştım, he dedim. Sonrasında odadan ayrıldım, Yusufla yemek yedik, biraz oturduk. 1 (yazıyla bir) bira içtim, uzun zamandan sonra garip geldi. Tabi ki bu birayı onun evinde içtim, hiçbir yere giremiyorum doğal olarak). Şimdilik bu kadar sayın okurlar, yarın okulun tanışma partisindeyiz, havuz kenarından canlı yayınla karşınızda olacağız, kendinize iyi bakın, aman tatlıyı fazla kaçırmayın!

19 Eylül 2009 Cumartesi

Tekrar Merhaba,
Bugün aslında pek bişey yapmadım sadece yazasım geldi. Öğlene doğru İlkerle buraların en meşhur alışveriş merkezi olan Beverly Center'a gittik. Adından da anlaşılacağı gibi zenginlerin en zenginlerinin yaşadığı Beverly Hills yakınında bulunan alışveriş merkezi olan Beverly Center'da genellikle Armani, Versace, Dior tarzı tasarımcıların mağazaları var, dolayısıyla da fiyatlar oldukça pahalı. Neyse ki bizim gidiş sebebimiz farklıydı, Amerika'da büyük bir zincir olan Bed Bath & Beyond'a gidip yurt odalarımız için alışveriş yaptık. Dönüşümüz ise tam bir felaketti, elimizde yastıklar, yorganlar su ısıtıcılar vb. ile önce otobüse bindik, sonra da yurtlar bölgesinin yokuşunu çıktık. Ölü gibi bir halde gelmemize rağmen dinlenmeye fırsatım olmadı, çünkü yurdum olan Saxon Suites'in tanışma partisi vardı. Salsa sosuyla cips yiyip oyunlar oynadık, sonra da odama döndüm. Yarın oda arkadaşım odaya yerleşecek, sanırım sabah uyandığımda odada bir çinli olacak. Herkesin eğlenmeye çıktığı bu cuma akşamında (gerçi akşamı da kalmadı burada saat gece 4'e geliyor) odada bilgisayar başında boş boş vakit geçirdim. Mahkeme kararıyla yaşımı büyütebilir miyim merak ediyorum gerçekten. Ha bir de İlkerle yurt odasının çekmecesinde ''come to my room,I'm in bed, naked =) '' yazan bi pos it bulduk geçen seneden.Bugün yaptığım diğer şey ise bankadan hesap açtırmaktı, bir çek defterim bile oldu çok hevesliyim birine çek uzatmak için. Yarın alışverişe devam edeceğiz, bu sefer telefon ve bisiklet bakacağım. Şimdilik bu kadar, görüşmek üzere! (Hala fotoğrafları ekleyemedim çünkü İlkerin makinesindeler ve onun odasında internet yok yollayamıyor, en kısa zamanda diyelim)

17 Eylül 2009 Perşembe

Geçen 3 gün

Uzun süren (3 iş günü) bir aradan sonra yine beraberiz. Yorgunluk ve bezginlikle odama gelip blogun girişine baktım, ama yazacak mecalim yoktu.

2 gün önce Westwood'a gittik ve Love Happens filminin galasının girişindeydik. Tam İlkere kimler oynuyo diye soracakken karşıdan gülümseyen bir Jennifer Aniston geldi, millet resmen çıldırdı onu görünce. Bir süre izleyip uzaklaştık oradan( şunu anladım ki galanın pek bi olayı yokmuş biraz el sallayıp girip filmi izleyip çıkıyor yıldızlar). Tam 3 gündür ders seçmeye çalışıyorum ama ben bu kadar zor bir bürokrasi görmedim. Her dersin önceden alınması gereken bir zorunlu dersi var, hiçbir yerinden girilmiyor resmen kısır döngü. Sonunda (ki bu tam 4 danışman ve 2 bölüm görevlisiyle görüşmem sonrasında gerçekleşti) 2 derse kaydolabildim, artık önümüzdeki maçlara bakıcaz. Bir de zorunlu ders olayı var burada, her bölümden ders almak zorundasın aşağı yukarı, ben de Kore, Çin, Vietnam ve Japonyanın Popüler Kültürü diye bir ders aldım bu sebepten ötürü. Bir diğer sorun ise yurt. Odama taşındım, lafta 3 gündür temizliyolar, her taraf örümcek ağları ve pis bir koku yayılıyo (kaynağını da bulamadım). Araknafobik olduğum iddiasıyla yurt ofisini arayıp temizlemelerini rica ettim (belki araknofobik değilimdir ama gerçekten iğreniyorum, elimde olsa hepsini Meksika'ya sürdürürüm). Aslında yurt olayı bu kadar koymazdı bana, diğer yurt odalarından birini görmeseydim. Klimaları var (büyük avantaj, kışın nası ısınıyo odam hiçbir fikrim yok) son derece lüks ve temiz. İlkerle yurtlarımız karşılıklı, adam 9 katlı otel gibi bir binada yaşıyor, ben ise 2 katlı önünde otlar bitmiş bungalow tarzı bişeyde(yurt demeye dilim varmadı). Kampüs de ayrı bir problem, okul U şeklinde, şöyle ki yurttan derslere giderken önce yokuş iniyosun sonra da tırmanıyosun, dehşet yorucu bir olay yarın alıyorum bisikletimi, baktım bugün yaklaşık 2 saatim net olarak yürüyüşe gidiyor her gün, yazık günah değil mi? Onun dışında okuldaki insan nüfusu giderek artıyor, yarından itibaren 30.000 kişi taşınacakmış kıyamet gibi zaten ortalık bir uzakdoğulu akını var.

Çok şikayet ettim dolmuşum resmen, biraz da güzel şeylerden bahsedeyim. Okulda birsürü etkinlik var, bunlardan en önemlisi yarınki Pepsico Alma Awards. Eva Longoria(sonunda tanışıcam bu ümitsiz ev kadınıyla, kararlıyım), Shakira vb. burada olacak. Yolunuz düşerse beklerim 3 kişilik yerim var yurtta. Bir diğeri ise UCLA'in ezeli rakibi USC ile yapacağı futbol maçı (amerikan olanından), yarın çinli bir dostumuzla beraber bilet almaya gideceğiz, herkes bu maç kaçmaz diyo e ben de öyle olunca kuralları bilmesem de atmosfer için gidicem artık). İnternetin hızına da nice methiyeler düzülür,16 mb indirdiğini gördüm saniyede, ama çok sıkı kontrol var downloadlarda yakalanırsan baya sakatmış öyle dediler.

Bir de oryantasyon grubundan söz edeyim. Bir sürü ülkeden insan var ve çok sıcakkanlılar, eğlenmeyi de biliyorlar. En çok konuştuklarımın arasında Faslı, İtalyan, İsveçli, Meksikalı, Japon ve Çinli arkadaşlar var.Gündüz birçok ülkenin geleneksel şovlarını izledik, akşam üstü ise toplanıp Hollywood'a gittik, sonunda gördüm şu dağdaki meşhur yazıyı gözüm açık gitmiycem. Gidişi de kolaymış, tek otobüsle yarım saatte gidiliyo ve okuldan kalkıyo bu otobüsler. Bi adam gelip bana zenci kardeşim dedi, yumruk tokuşturduk.Aha da resimdeki zenci adam o! Unutmadan en büyük şikayetimi de söyleyeyim, burada içinde alkol satılan her yere 21 yaşını doldurmadan giremiyosun. Etrafımdaki insanlar Fake I.D denilen sahte kimliklerle giriyo çatır çatır, ben akşam 9'da yurda dönüyorum. Neden sen de çıkartmıyosun bi tane, kafan çalışmıyo mu diyecek olursanız hem pahalı oluyo bunlar (kalitelileri 150-200 dolardan başlıyo) hem de tam olarak yakalanırsam başıma ne gelecek çözemedim, ama sanırım para cezası alınıyo.
Birsürü fotoğraf çektik, ama İlkerde kaldıklar için ancak bir süre sonra ekeyebileceğim. Şimdilik bu kadar, yarın kararlıyım kesin yazıcam ara vermeden, görüşürüz!

14 Eylül 2009 Pazartesi

Okulu tanıma turları


Tekrar merhaba,
Öncelilke şunu söylemem lazım, inanılmaz yorgunum saat daha 9 olmasına rağmen kafam yastığa değse uyurum ama verilmiş sözler var, blog yazılacak.
Bugün başlıktan da anlaşılacağı gibi okulu tanıdık, karış karış yürüdük, insanlarla tanıştık. Sabah spor salonuna gidip gezdim, yaklaşık 40 kişi aynı anda koşu bantlarında koşuyordu, duvar tırmanışından vücut geliştirmeye kadar her bölümde yüzlerce insan aynı anda spor yapıyordu, okuldakilerin neden bu kadar sportif göründüklerini anlamış olduk (iddia ettiğim gibi genetik değilmiş). Kendimden utandım ve düzenli olarak spor yapmaya karar verdim. Sonrasında öğrenci kartı çıkarttık ( fotoğrafı çeken arkadaş sağolsun kafam yan çıkmış, göster deyince göstermiyor bir de bastı getirdi hemen kartı) ve yurtlarımıza bakmaya gittik. Yurdumun içine giremedim, ama kapısına kadar geldim, hatta camdan içini gözetledim. Evet fotoğraftaki yer yurt odam. Ardından okulun spor takımlarının müzesini gezdik. Çok ilginç birşey öğrendim, UCLA bir ülke olsaymış 1984-2008 arasındaki olimpiyatlarda en çok altın madalya alan 5. ülke olacakmış (Kanıtlarla geliyorum karşınıza okurlar,buyrun bakın yandaki fotoğrafa!). Ha bir de okulun maskotu olan ayıyla tanıştım, kendisiyle fotoğraf bile çektirdik. Hayır o değil soldaki maskot olan (Rivayete göre rakip okul olan USC ile yapılan maçlarda USC öğrencileri tarafından saldırıldığı için korumaya alınıyormuş). Sonrasında Westwooda gittik dolaşmaya, küçücük yer aslında 4 sokak var toplamda ana olarak ama muhitin çocuğu olduk işte. Yavaş yavaş esnafla arkadaş olmaya başladım, ermeni kuzenlere uğruyorum selam vermeye. Bir evsiz gelip 2 dolara ihtiyacım var duş almak için, bu çok önemli bir şey ama insanlar anlamıyor dedi. Ben de cebimdeki 1.50 doları verince kızıp 50 sent daha istedi. Sinirlendim doğal olarak çünkü elindeki bardakta nerden baksanız 10 dolar vardı heralde 2 gün hamamda kalıcak. Sonrasında geri dönüp okulu biraz daha dolaştık, artık okulun muhtarı gibi oldum 2. günden yol falan tarif ediyorum. Benim bölümümün binası olan Physics & Astronomy Building'i gezdim. Tam bir teknoloji harikasıymış,boş kürsüye geçip ders verir gibi takıldık bir süre heves işte. Sonrasında da yarınki oryantasyona hazırlanmak için İlkerle odaya döndük. Sabah caponlarla tanışıcaz nasipse. Daha anlatmak istediğim şeyler vardı aslında ama başta da dediğim gibi halim kalmadı, izninizle ben uyuyayım, yarın devam ederim artık. Görüşmek üzere!